Ordu’nun Dereleri…
Gidiyurum, 10 yıldır gitmediğim şehre, memleketime gidiyorum. Uzun süredir her halinden sıkıldığım şehirden kısa da olsa uzaklaşıyorum.
Bayram zamanı gittiğimiz için ve ani karar olduğundan, hiçbir uçak da yer bulamadık ve 16 saatlik işkence çektim yollarda… Otobüs de çeşit çeşit insanla tamı tamına yarım gününden fazla bir zaman geçiriyorsun, çocuklar, yaşlılar, yanına soğan, ekmek ve haşlanmış yumurta getirip otobüsün içinde yemeye çalışan insanlar… Arada bir kokular değişiyor o ayrı…
Ordunun Aybastı ilçesinde evimiz, uçurumlardan geçiyorsun yaklaşık 2 saat kıvrıla kıvrıla ilerliyor otobüs. Teker az kaysa aşağıdasın, eller de tespih herkes dua okuyor…Ciddi anlam da korkunç yollardan geçtik, çocukken bunun farkında olmuyordum tüm yolu uyuyarak geçirdiğim için…
Yolun bitmesine 1 saat kala uymuşum, uyandığım da otobüsün camından ananemi ve kuzenlerimi görünce sevgi patlangıcı yaşadım… Öptüm ellerinden ananemin, yanaklarından makas aldım kuzenciklerimin
Hemen partopar eve gittik. Yengem mis gibi yemekler hazırlamış, sanırım bunu çok özlemişim, kara lahana dolması, mısır çorbası, su böreği, baklavalar, soba da közlenmiş kartopu dedikleri beyaz patatesler… Güzel bir sofra ve tatlı bir muhabbetin ardından minik kuzenlerim beni gezdirdiler, köyümüzün büyüklerini gördüm direk tanıdılar yalnız “Aaaa bu Saliha`nın torunu Sibel değilmi? Gel kız buraya, ayakları yere basasıca… serpilmişsin sen,everelimmi seni? Otur bakem şuraya.. Hiii bunun ayakları yere de basıyo tamam evlilik çağı gelmiş…” vs vs ardı arkası kesilmeyen cümlelerden kızara bozara sürekli duydum
Köyümüzün güzel kızları hiç yalnız bırakmadılar beni, hatta bir gece toplandık birisinin evinde kaldık… Uzun bir muhabbet sonun da uyuyalım dedik divan denen birşey var sert yastıkları olur belki bilirsiniz, uzandım ona kızlar film seyrediyorlar, onlarda ışığı fln kapattılar. Tam dalıyordum uykuya çıtır çıtır sesler duydum yanımda ki Divan da Tuğba`ya sordum “O ses ne?” diye, “Fare var bu evde bilmiyormusun?” dedi… Meğer bu ev eskiymiş babannesinden kalma yalnız kalalım diye orayı seçmişler… Sobanın altında cevizler vardı bütün gece fareler cevizleri kırmaya çalıştılar, uyutmadılar beni, korkuyorum da… Ulan dedim verin bana şu cevizi ben kırıyım da öyle yesinler, yeterki şu sesleri duymayayım…
Ertesi gün eve gidip hemen uyudum, anneme söyledim, çok güldüler dalga geçtiler benle :/
Bayramın 1. günü samsundan teyzemler ve dayımlar geldi, tamı tamına 7 kuzen bir araya geldik, en büyükleri bendim, hepsi o kadar tatlı ki nasıl özlemişim yeaa :/
bayramın 2. günü hasta oldum, temiz hava çarptı sanırım, temiz havayı görünce.. 3 . gün iğneler doktorlar… Çok gezdim abi görgüsüzmüyüm neyim…Ordunun derelerine bile gördüm,hatta çektim, gayette aşağı akıyor… Bakınız

Bu arada otobüsde dinlediğim şarkıyı hala dinliyorum,
Grup Vitamin - Arabesk Dinliyorum Kaşlarım Çatık
Posted in onetreehill having no comments »