onetreehill

Doluyorsun… Yanaklarından süzülmesi gereken damlaları içine akıtıyor, elindeki sigarayı bile tersten yakıyorsun…

Tim Burton (The melancholy death of oyster boy)

Mayıs22

    Sıradışı ve tuhaf tarzı ile bilinen Tim Burton’un özellikle stop-motion animasyon tekniği ile çekilen filmlerinde karakterlerinin abartılı olmalarına rağmen insani değerlerini kaybetmemeleri dikkat çekmektedir. Sıradışı olan filmlerinde Gotik betimlemeler kullanır. 
    Ben yok böyle bir adam diyorum, yaptığı herşey gerçekten mükemmel. Gerek filmlerindeki konular olsun, gerek yazdığı ilginç yazılar olsun, gerçekten çok farklı… Bu da ilginç yazılarından bir tanesi:)
      Ben yok böyle bir adam diyorum, yaptığı herşey gerçekten mükemmel. Gerek filmlerindeki konular olsun, gerek yazdığı ilginç yazılar olsun, gerçekten çok farklı… Bu da ilginç yazılarından bir tanesi:) The melancholy death of oyster boy
(İstiridye çocuğun hüzünlü ölümü)

    Adam ilan-ı aşk için kum tepesini düğün için deniz kıyısını seçti. Ve dokuz günlük balayı capri adasında geçti. İlk akşam yemeği: balık yahnisidoğrusu çarpıcı bir yemek. Adam yumuladursun kadından bir dilek. Dileği yerine geldi: bir bebek ama bir sorun doğdu o an:bir insan mıydı bu doğan? Gerçi beşer parmak vardı ellerde ayaklar da işitip hissediyordu da öyleyse mesele neydi ki? Ah bu çocuk öyle tuhaf bir şeydi ki! O aşk hikayesinin sonu buydu bu doğum o mutluluğun sonuydu çıkıştı doktora kadın:”Benim olamaz bu. Çok farklı huyu suyu. Kokusuna bakın:okyanus, yosun ve deniz suyu!” Doktor içerledi”Hanımefendi, kabahat benim mi oğlunuz yarı-istiridyeysesiz yine şanslısınız dün bu ilde gagalı bir kız doğdu. Üç kulaklı, her neyse. Siz en iyisi şirin bir eve taşının: sahilde uygun isim arandı epey. Sonunda Sam oldu adı. Tabii aslında”midyeye benzeyen o şey”sonra herkeste bir merak bir merak istiridye çocuk ne zaman kabuğundan çıkacak? Bir gün thompson dördüzleri onu görünce”çift kabukluuuu” diye alay edip kaçtı çabucak bir bahar günü sokakta unuttular Sam yağmur altında kaldı. Biriken suyun mazgaldan gidişine baktı-daldı. Annesi arabayı otobanda durdurmuş ön panele vurup duruyordu keder,hüsran,ızdırap.tahammül etmek zordu. Bir gece “hayatım” dedi kocasına”sakın alay ettiğimi sanma bana tuhaf gelen bir şey var kızmaca yok ama. anlaşılan yataktaki sorunlarından ötürü oğlumuzu suçluyorsun her an”adam perişan. Macunlar merhemler denedi umutlanıp zaman zaman iksirler losyonlar ve kaşındıkça kaşındı kan-revan. Doktor dedi ki adama”kesin bir şey denemez ama, belkiderdinizin devası derdinizin sebebi. İstiridye seks gücünü arttırır derler. Kim bilir,oğlunuzu yerseniz saatlerce sevişmek size vız gelebilir.”Gece adam usulca süzüldü oğlunun odasına gözünde kan, alnında ter,dilinde yalan.”Mutlu musun evlat? Doğrusu cennet dururken çekilmez böyle hayat düşün bi kere bezip de bu hayattan ölmek istemez mi insan?”Gözlerini kırpıştırdı Sam ama cevap vermedi. Babası iyice kavrayıp bıçağı gevşetti kıravatı. Tam tutmuş kaldırırken oğlu ceketine damladı adam kabukları ağzına dayadı ve gidiverdi Sam boğazından aşağı Sam’dan arta kalanları hemen götürüp gömdüler deniz kıyısına, kumsala. Bir damla gözyaşı, bir dua ve pürtelaş döndüler yuvalarına. İstiridye çocuğun mezarı:haç sahile vurmuş olan bir tahta parçasından ve kuma yazılmış bir söz:”kurtarır hazret-i isa”ama silindi haritası denizin ilk kabarmasıyla.

Keman, Hüzün ve Farid Farjad

Mayıs22

Acı çeken toprakların hüznünü kemanını ağlatarak anlatan zat:”Farid Farjad“. Anroozha4 albümünden Robabeh Jan isimli muhteşem eserin sahibi İranlı sanatçı, dünyanın en iyi keman virtüözlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Eserlerinde yalnızca keman ve piyano kullanan, insanı en mutlu anında bile hüzne sürükleyebilen Farjad, 1938 yılında Tahran’da doğmuş. 1966′da Tahran Üniversitesi’nde klasik müzik üzerine mastır yapan ve Fars Halk Müziği üzerine ciddi bir birikime sahip olan sanatçı, batı ve doğu müziğini kemanla harmanlayarak birbirinden değerli eserler vermiştir. Bir batı müziği enstrümanı olan kemanı bu kadar doğululaştırabilen bir başka doğulu virtüöz var mıdır acaba?
1988′de Golha orkestrası ile çalışmalarına başlamış olan sanatçı 1989′de Anroozha 1 isimli albümünü yapmış, aynı yıl Anroozha 2 albümünü çıkaran Farjad sonrasında uzun bir sessizlik yaşamış ve 1997′de Anroozha3 ve Anroozha 4 isimli albümleri çıkarmış ve Anroozha 5 isimli son albümü piyasaya çıkmıştır.
Muhteşem eserler bırakmış olmasına rağmen doğulu olması sebebiyle Batı’da yeterince tanınmamakta, tanıtılmamaktadır. Ülkemizde de yeni yeni tanınmaya başlayan sanatçının sayıca az bile olsa ciddi ve sadık bir dinleyici kitlesi bulunuyor. Nitekim bir hayranı Robabeh Jan isimli eseriyle ilgili duygularını şöyle aktarıyor:

“Kemanın inceldiği noktada, ben bu hayat denilen kurmacadan kopuyorum. Günlük hayatın tekdüzeliğinden, küresel emperyalizmin popüler kültüründen ve en çokta özünü yitirmiş, içi boşaltılmış, değersizliği kendine paye edinmişlerden kurtulmak ve kaçmak…
Ama asla kendinden,özünden kaçış değil… Aksine esaretteki benliğin,bozulan ruh frekansını, oluşturduğu dalgalanmalarla özüne döndüren bir kaçış…
Bir ses nasıl insanda adım adım çoğalan bir hüzün seli meydana getirebilir? Anlaşılır değil… Erkan Oğur’un yaptığını şimdi Farjad yapıyor denilebilir bir anlamda.”


Farjad’ın müziği, yüreğini sızlatan, derinlerde, oralarda bir yerde olanı deşeleyen, kabuğundan çıkartandır. Bazen okyanus köpüğünde yüzercesine serinleten, huzur veren, kimi zaman alaca karanlıklara sürükleyen, alıp götüren bir hissiyattır. Hüznü nakış nakış işleyen kemanı adeta “gel beraber ağlayalım” diyor… Tıpkı Taghtam Deh isimli bu eserinde olduğu gibi…

Diğerlerine de buradan bakabilirsiniz…

http://www.parsimusic.com/en/song.php?IdAlbum=434